Tam metin: İmralı'daki Öcalan-Meclis Komisyonu görüşmesinin tutanağı

TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri Gülistan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti), Feti Yıldız (MHP) ve Hüseyin Yayman’ın (AKP) 24 Kasım 2025 tarihinde İmralı’da Abdullah Öcalan’la gerçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin…

“`html

24/11/2025

GÖRÜŞME TUTANAĞI

Konu: Abdullah ÖCALAN’ın, 24/11/2025 tarihinde Komisyon üyeleri ile yaptığı görüşmede dile getirdiği görüşler.

Abdullah ÖCALAN;

> Öncelikle, Kürt meselesinin tarihsel olarak bin yıllık bir süreç ve üç ana aşamadan oluştuğunu belirtmek istiyorum. Bu bağlamda, mevcut konjonktürel durumu göz önünde bulundurulması gerektiğini savunuyorum.

> “Tarihteki hatalar” ifadesi üzerinden, Feti (YILDIZ) Bey’in ideolojisine de atıfta bulunarak bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

> İlk olarak Ankara’da gittiğim derneklerin başında Ülkü Ocağı’nın olduğunu ve siyasete orada adım attığımı ifade etmek isterim.

> Kürt meselesinin devlet düzleminden siyasi bir düzleme geçiş yaptığını ve bu konuyu artık siyasetçilerle tartışacak olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle vurgulamak istiyorum.

> Ayrıca, Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn. Devlet BAHÇELİ’ye teşekkür ederek başlamak istiyorum. Özellikle Sn. BAHÇELİ’nin cumhuriyet tarihi açısından nadir görülen bir cesaret sergilediğini gözlemliyorum.

> Tüm açıklamalarının ardında durduğunu, uygun şartlar sağlandığında hem teorik hem de pratik açıdan bunu hayata geçirebileceğini,

> Türk-Kürt tarihindeki ilişki sistematiğine önemli katkılarda bulunduğunu düşündüğüm Sn. BAHÇELİ’nin söylediklerine dikkat çekiyorum.

> Kendi tarafımın 1992’den bu yana, Turgut ÖZAL döneminden sonra, Erdal İNÖNÜ ve Süleyman DEMİREL dönemlerinde devletle temasta olduğunu ifade etmek istiyorum.

> Ancak, devlet içerisindeki bazı unsurların, her zaman Kürt meselesinin çözümünü istemediğini ve sürekli bir darbe mekanizmasının işletildiğini söylemek isterim.

> (H. YAYMAN’ın şehit ailelerinin hassasiyetine vurgu yapması üzerine) Her kayıptan dolayı derin bir üzüntü duyduğumu, bu gençlerin böyle bir sona ulaşmamaları gerektiğini düşünüyorum.

> Türkiye’de ve bölgelerde barışın sağlanması durumunda büyük fırsatlar ortaya çıkacaktır, bu süreç aynı zamanda bölge haritasını da yeniden belirleyebilir.

> Aksi durumda, darbe mekanizmasının, özellikle Sn. BAHÇELİ ve Sn. Cumhurbaşkanı’na yönelik çalışabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

> Mehmet Ali BİRAND’ın 1988’deki izinsiz röportajı üzerinden, Turgut ÖZAL’ın bu duruma ilişkin tepki göstermesini ve sonrasında yaşananları dikkate alarak olayların gelişimini anlatmak mümkün.

> Yüz yıllık Türk-Kürt ilişkilerinin üzerine inşa edilmesi gereken bir diyalog ortamının yaratılmasının önemine de dikkat çekmek istiyorum. Bu kapsamda, geçmişte hissettiğim risklerin oluşmasına fırsat vermemek gerekmektedir.

> Kürt meselesinin tarihi bağlamdaki önemini anlamak ve şehit ailelerinin acılarını paylaşmak açısından, geçmişin derin yaralarının nasıl açıldığını görelim.

> Şeyh SAİD isyanı ve Kurtuluş Savaşı’nın dinamiklerini kavramak kritik bir ehemmiyete haiz, bu anlayışın Tarih içerisinde yankı bulduğunu unutmamak gerek.

> Diyalog kapılarını açarak, her iki taraf için de köklü bir çözüm imkanı gerçekleşebilir. Tarihsel bağlamdaki birlikteliği göz önünde bulundurmak, adımlarımız için belirleyici olmalı.

> 6 Şubat’taki deprem nedeniyle duyduğum derin üzüntüyü belirtmek istiyorum. Bu felaketin ardından kaybettiğimiz canlar için bir şeyler yapmak istiyorum.

> Abdullah ÖCALAN olarak sunduğum öneriler ışığında, sürecin ve barış ortamının nasıl sağlanabileceği üzerine somut adımlar atılması gerektiğini vurgulamak isterim.

> Komisyon Üyesi olarak buraya gelişim temelde Türk-Kürt ilişkilerinin sağlıklı bir biçimde yeniden inşa edilmesi amacını gütmektedir.

> Sonuç olarak aradığımız şey, Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısında Kürt kimliğinin kabulüdür, bu da adil bir demokratik sistemin oluştuğu anlamına gelmektedir.

> Son alınan bilgiler doğrultusunda bir ortaklık modelinin geliştirilmesi gerekliliğine inanmaktayım, böylece Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun kaderi değişebilir.

> Sorumluluğumuzu üstlenerek, tarihsel perspektif ve karşılıklı saygı çerçevesinde çözümlemelere odaklanmalıyız.

Tutanak toplamda 16 sayfadan oluşmaktadır.

(VC)

“`