23 Mayıs 2026 tarihinde, ABD ile İran arasında 8 Nisan’da sağlanan ateşkesin barış anlaşmasına dönüşmemesi nedeniyle savaşın yeniden alevlenme ihtimali gündeme gelirken, Middle East Eye, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji altyapısına yönelik büyük çaplı saldırıyı Hac ibadetini gerçekleştiren milyonlarca Müslümanın güvenliği için Suudi Arabistan’dan gelen uyarılar sonucunda ertelediğini öne sürdü. Haberde, Washington’un Tahran’a yönelik geniş bir hava operasyonu planladığı fakat Riyad yönetiminin doğrudan Beyaz Saray ile iletişime geçerek bu planı durdurduğu belirtildi.
Suudi yetkililerin, Mekke’de milyonlarca hacı adayının bulunduğu bir dönemde gerçekleştirilecek bir askeri müdahalenin İran’ın misilleme saldırılarını tetikleyebileceği ve kutsal toprakları hedef haline getirerek uluslararası bir kriz yaratabileceği konusunda Beyaz Saray’a uyarıda bulunduğu kaydedildi. Bu diplomatik baskının etkisiyle Trump, askeri planları askıya alarak operasyonu ileri bir tarihe erteleme kararı aldı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Katar Emiri Temim bin Hamed El Sani, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid El Nahyan’ın saldırının durdurulmasını talep ettiğini belirtti ve 19 Mayıs’ta planlanan saldırının ertelendiğini duyurdu.
Diplomatik müzakerelerin perde arkasında devam ettiği bildirildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, kendilerine iletilen son Amerikan önerisini incelediklerini ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İran ile müzakerelerde olumlu gelişmeler yaşandığını belirtti. Öte yandan El Arabiya, ABD ve İran’ın üzerinde anlaştığını öne sürdüğü 9 maddelik bir belge yayımladı. Bu belge, derhal ve kapsamlı bir ateşkes, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğü, egemenliğe saygı ve İran’ın uyumu karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını içeriyor.
İran Dini Lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’in, ülkedeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun yurt dışına gönderilmemesi yönünde resmi bir talimat verdiği de ileri sürüldü. İran yönetimi, uranyumun yurt dışına gönderilmesi durumunda ülkenin olası saldırılara karşı savunmasız kalacağına inanıyor. Bu bağlamda, diplomatik engellerin aşılması için stokların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde ülkede “seyreltilmesi” gibi alternatif çözümlerin tartışılabileceği ifade ediliyor.
Hürmüz Boğazı çevresinde ise İran ve ABD’den çelişkili açıklamalar gelmeye devam ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, boğazdaki trafiği koordine ettiklerini belirterek geçişleri sağladıklarını iddia ederken, ABD ordusu da İran gemilerini geri çevirdiklerini açıkladı. İran’a bağlı ISNA haber ajansının yaptığı açıklamaya göre, son 24 saatte 26 geminin Boğaz’dan geçtiği ve bu trafiğin DMO Donanması’nın izniyle gerçekleştiği belirtildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise bölgedeki İran gemilerine karşı ablukanın sürdüğünü ve toplamda 91 ticari geminin rotasının değiştirilmiş olduğunu açıkladı. İran yönetimi ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri düzenlemek amacıyla kurduğu “Fars Körfezi Su Yolu İdaresi” ile boğazda denetim altına aldığı alanları duyurdu. Bu alan, Hürmüz’ün doğusunda Mübarek Dağı ile BAE’nin Güney Fuceyra hattı arasında kalırken, batıda ise İran’daki Keşm Adası ile BAE’deki Ummu’l-Kayveyn arasındaki hat olarak belirtiliyor.