İngiltere Başbakanı Keir Starmer, son yerel seçimlerde yaşanan ağır yenilgilerin ardından partisinde yükselen isyan sesleriyle başa çıkmakta zorlanıyor. Seçim sonuçlarının ardından, İşçi Partisi’nin kabine üyeleri arasında istifa talepleri artış gösterdi. Galler’in parlamentosundaki kontrolün kaybedilmesi, partinin içindeki huzursuzluğu daha da derinleştirdi.
İşçi Partisi, yerel yönetimlerdeki koltuk kayıplarıyla sarsılırken, bu durum Starmer’a karşı olan muhalefeti körükledi. Artık yalnızca muhalefet milletvekilleri değil, İçişleri Bakanı Şeybana Mahmud ve Enerji Bakanı Ed Miliband gibi önde gelen bakanlar da istifa çağrısında bulunuyor. İşçi Partisi’nin 403 milletvekilinden 70’ten fazlası, Starmer’ın görevden çekilmesi gerektiğini dile getiriyor. Partinin geleceği ile ilgili ideolojik ayrılıklar, merkez sol ve daha radikal sol kanat arasında belirgin hale geliyor.
Bakanlar arasında da iç çekişmeler mevcut. Starmer’a destek veren İskan Bakanı Steve Reed ve Başsavcı Richard Hermer, başbakanın koltuğunu koruması gerektiğini savunurken, Sağlık Bakanı Wes Streeting’in ise liderlik pozisyonuna göz diktiği belirtiliyor. Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ve Savunma Bakanı John Healey ise tarafsız kalmayı tercih ediyor. Starmer, eleştirilere karşı kararlı bir tutum sergileyerek, görevinde kalacağına dair güvence veriyor. Eski Muhafazakar hükümetlerin hatalarına düşmemeleri gerektiğini vurgulayan Starmer, “Önceki hükümetlerde gördüğümüz sürekli lider değişiklikleri ülkemize ağır bir bedel ödetti,” şeklinde konuştu.
Ancak bu açıklamalar, aşırı sağcı popülist Nigel Farage’ın yükselişine karşı kaygı duyan milletvekillerini ikna edemedi. Farage, son seçimlerde büyük bir zafer kazanırken, İşçi Partisi’nin içindeki bölünmeler onun lehine bir durum yarattı.
Siyasi belirsizlik, finans piyasalarını da olumsuz etkiledi. Yatırımcılar, yeni bir liderin kamu harcamalarını artıracağı korkusuyla tahvil faizlerini yükseltirken, İngiliz sterlini değer kaybetmeye devam etti. İşçi Partisi’ndeki liderlik mücadelesi, Andy Burnham’ın temsil ettiği “yumuşak sol” ile Wes Streeting’in temsil ettiği merkez kanat arasındaki çekişmeyi gözler önüne serdi. Bazı isimler Burnham’ın parlamentoda yer alabilmesi için düzenli bir geçiş süreci talep ederken, Streeting destekçileri hemen değişim istiyor.
Burnham’ın yarışta yer almadığı bir seçim sürecinin meşru kabul edilemeyeceği uyarısı da partinin sol kanadından geldi. Bu iç çatışmalar, Starmer sonrası dönemde partiyi bir araya getirmekten uzaklaşarak daha büyük bir kaos ortamına sürükleme riski taşıyor.